TR

Türkiye’de Büyükşehir Belediyeleri ve İklim Değişikliği Yönetimi

Günümüzün en önemli küresel güvenlik sorunlarından biri olan iklim değişikliği biyolojik çeşitliliğinden azalmasından gıda güvenliğine, deniz suyu seviyesinin yükselmesinden su kıtlığına kadar doğal ve sosyo-ekonomik çevreyi olumsuz şekilde etkilemektedir. İklim değişikliğinin küresel, ulusal ve yerel düzeydeki etkileri, iklim değişikliği politikalarının hazırlanmasını daha önemli hale getirmekte ve bu politikalara küresel, bölgesel ve yerel yaklaşımları zorunlu kılmaktadır. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tarafından yayımlanan bilimsel raporlarda bu değişimden yakından etkilenecek ülkelerden birinin de Türkiye olduğu yer almıştır. Bu yazıda, Türkiye’de 30 büyükşehir belediyesinin iklim değişikliğini yönetim politikaları stratejik planları ve teşkilat yapıları kapsamında incelenmiştir.

1.İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİ TANIMLAMAK VE ANLAMAK 

İnsan faaliyetleri nedeniyle artan sera gazı salınımları dünyanın giderek ısınmasına yol açmaktadır. Sera gazı emisyonları önümüzdeki birkaç on yıl içinde mevcut seviyelerin önemli ölçüde altına düşürülmezse, gelecek yüzyıllarda küresel düzeyde daha fazla ısınma olacaktır. Dünya bugün 1800’lerin sonunda olduğundan yaklaşık 1,1 derece daha sıcaktır. Son on yıl (2011-2020), kayıtlara geçen en sıcak dönemdir (United Nations, 2022a). İklim değişikliğine ilişkin yapılan birçok hesaplama, 1850 yılı ile yirmi birinci yüzyılın sonu arasındaki dönemde dünya yüzey sıcaklığındaki değişimin 1,5 dereceyi aşma olasılığının yüksek olduğunu göstermektedir. Dünya Meteoroloji Örgütü’ne göre,  eğer gereken önlemler alınmazsa bu yüzyılın sonunda sıcaklıkların 3 ile 5 derece arasında artması beklenmektedir (BBC News, 2020). Küresel sıcaklıktaki artışın 1,5 dereceyi aşması, iklim krizini daha da derinleştirecektir.

İklim değişikliği, buzulların erimesinden kuraklığa, biyolojik çeşitliliğin azalmasından göçe kadar, insan sağlığı, doğal ekosistemler ve ekonomi üzerinde çok sayıda olumsuz etkilere sahiptir (OECD, 2007:1). İklim değişikliğinin etkileri arasında en önemlilerinden biri su kaynakları üzerinedir. Yağış rejiminde meydana gelen değişimler, dünya genelinde bir taraftan sel ve taşkın gibi afetlerin sayısında ve şiddetinde artışlara bir taraftan da kuraklığa ve su kıtlığına neden olmaktadır.

İklim değişikliği, temiz hava, güvenli içme suyuna erişim, yeterli gıda ve barınma başta olmak üzere insan sağlığının sosyal ve çevresel belirleyicilerini etkileme potansiyeline de sahiptir. 2030 ve 2050 yılları arasında iklim değişikliği kaynaklı yetersiz beslenme, sıtma, ishal ve ısı stresinden dolayı yılda yaklaşık 250.000 ek ölüm olması beklenmektedir. Ayrıca iklim değişikliğinin sağlığa doğrudan zarar maliyetlerinin 2030 yılına kadar 2 ile 4 milyar ABD Doları/yıl arasında olacağı tahmin edilmektedir (World Health Organization,  2021). Bu durum bize iklim değişikliği kaynaklı, mülkiyete, altyapıya ve insan sağlığına verilen zararların, toplum ve ekonomi üzerinde de ağır maliyetler getirdiğini göstermektedir. Özellikle tarım, ormancılık, enerji ve turizm gibi belirli sıcaklıklara ve yağış seviyelerine doğrudan bağlı olan sektörler bu durumdan etkilenmektedir (Eurepoean Commission, 2022a).

İklim değişikliğinin önemli etkilerinden biri de göçtür. Dünya, her şeyin birbirine bağlı olduğu bir sistem olduğundan, bir alandaki değişiklikler diğer tüm alanlardaki değişiklikleri etkilemektedir. Günümüzde iklim değişikliği nedeniyle deniz seviyesinin yükselmesi ve tuzlu su girişi gibi koşullar, tüm toplulukların yer değiştirmek zorunda kaldığı ve uzun süreli kuraklıkların insanları kıtlık riskiyle karşı karşıya bıraktığı bir noktaya gelmiştir (United Nations, 2022a). Bu gelişmeler neticesinde iklim kaynaklı göç hareketleri günümüzde giderek artmaktadır. Dünya Bankası verilerine göre iklim değişikliğinden yakından etkilenecek bölgeler olan Sahraltı Afrika’sı, Güney Asya ve Latin Amerika’dan 2050 yılına kadar 143 milyon kişi iklim değişikliği nedeniyle göç edecektir (TBMM, 2021). Geleceğe yönelik beklentilerin yanı sıra iklim kaynaklı göçler bugün de yaşanan bir olaydır. Nitekim Tuvalu, Tonga, Fiji, Samoa ve Kiribati gibi küçük ada devletlerinde deniz seviyesinin yükselmesi sonucunda Yeni Zelanda ve Avustralya’ya göçler başlamıştır (Akalın, 2013: 214). İklim değişikliğinin olumsuz etkileri geçimleri doğal kaynaklara bağımlı ve iklimle mücadele etmek için sınırlı kaynağa sahip ülkeleri daha çok etkileyecektir.

2. TÜRKİYE’DE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN BEKLENEN ETKİLERİ 

Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası, iklim değişikliğinden en çok etkilenecek bölgeler arasında yer almaktadır. Türkiye’nin toplam yüzölçümü 785.347 km2 olup, tarım arazileri ülke arazi kullanımının yüzde 31,1’ini oluşturmaktadır. Türkiye’nin nüfusu yaklaşık 84,3 milyondur (2020) ve nüfusun yüzde 87,9’u kentsel alanlarda ve yüzde 12,1’i kırsal alanlarda yaşamaktadır. Türkiye’nin ekonomisi, turizm de dâhil olmak üzere tarım, sanayi ve hizmet sektörleri tarafından yönlendirilmektedir. Türkiye, aşırı hava olaylarından ve sıcaklık artışından kaynaklanan iklim değişikliğinin etkilerine karşı savunmasızdır. İklim değişikliğinin kara, deniz ve tatlı su ekosistemleri üzerindeki sonuçları çevre üzerindeki genel baskıyı artırmaktadır (Climate Change Knowledge Portal, 2022). Özellikle sıcaklıklardaki artış ve yağışlardaki azalma, ülkede gıda üretimi ve kırsal kalkınma için gerekli olan su varlığı üzerinde büyük bir olumsuz etkiye sahiptir. Bu durumun Doğu ve Güneydoğu illeri ile ülkenin geri kalanı arasındaki sosyal ve bölgesel farklılıkları daha da artırması beklenmektedir (UNDP, 2022).

İklim değişikliğinin Türkiye üzerindeki etkilerinden biri diğeri sel başta olmak üzere doğal afet sayılarında meydana gelen artıştır. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından çıkarılan afet risk haritasına göre, Türkiye’de 2021 yılında  107 sel/su baskını, 66 orman yangını, 16 kar/tipi, 39 heyelan meydana gelirken, Karadeniz Bölgesi’nde aşırı yağış ve heyelan, Ege ve Akdeniz ise orman yangınları sıkça görülmüştür (AFAD, 2022). Sel ve toprak kaymalarından kaynaklanan ekonomik kayıpların gayrisafi yurtiçi hâsıla içindeki oranı diğer ülkelerle karşılaştırıldığında tarihsel olarak Türkiye’deki en yüksek oranlar arasındadır. Artan sıcaklıklar ve azalan yağışlar, özellikle ülkenin güney ve batı kesimlerinde su sıkıntısına yol açmaktadır. Bu durum, tarım sektöründe ihtiyaç duyulan su talebi artışı ile daha da kötüleşecektir. 2030 yılına kadar bazı havzalarda yüzey suyunun yaklaşık yüzde 20’sinin kaybolacağı tahmin edilmektedir. İklim değişikliğinin sonuçları havzaların arazi kullanımını ve arazi örtüsünü de etkileyecektir. Türkiye’nin özellikle Orta ve Doğu Karadeniz, Kuzey Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’deki kıyı şeritleri kıyı erozyonu ve taşkınlarından olumsuz etkilenmektedir. Su kıtlığının yanı sıra suyun kalitesinde de düşüşler olacaktır (UNDP, 2022).

İklim değişikliği özellikle kentler için önemli bir tehdit unsurudur. Kentler iklim değişikliğini tetikleyen ve iklim değişikliğinin sonuçlarından etkilenen alanlardır. Kuraklık, aşırı hava olayları, sıcak hava dalgaları başta olmak üzere iklim krizi, kentlerin hem gündelik yaşamını hem de uzun vadede kentlerin sürdürülebilirliğini tehdit etmektedir. Karbon salımının yüzde 18-20’sinden dünya genelinde en fazla karbon ayak izine sahip yüz kent sorumludur. Bu sıralamada, Türkiye’nin birinci ve ikinci en kalabalık nüfusa sahip kentleri olan İstanbul yirmi altıncı, Ankara ise sekseninci sırada yer almaktadır. Avrupa’da deniz kıyısında yer alan on beş kent üzerine yapılan bir çalışmaya göre, İstanbul ve İzmir iklim değişikliğinin riskleri karşısında yüksek kırılganlık seviyelerine sahip kentlerden ikisidir. İstanbul kıyı kentleri arasında en çok zarar görecek kentler arasında birinci sıradadır. İklim değişikliğinin kentler üzerindeki etkisi ekonomik kaybı da beraberinde getirecektir. İstanbul’da oluşacak ekonomik kaybın 2030 yılında 200 milyon dolar, 2100 yılında ise 10 milyar dolar olacağı tahmin edilmektedir. İklim değişikliğinin İzmir üzerindeki ekonomik maliyetinin ise 2030’da 132 milyon dolar, 2100 yılında 5 milyar 800 bin dolar olması beklenmektedir (Uncu, 2019: 18, 27).

] }

AKADEMİK KAYNAK
 

 TR