TR

Avrasya Nedir, Avrasya’da Hangi Ülkeler Vardır?

Avrasya terimi dünya literatüründe ilk kez, Prusyalı doğa bilimci Alexander von Humboldt tarafından 1849 yılında yayımladığı Kosmos adlı eserinde kullanılmıştır.(İşyar,2013:2,3) Humboldt bu kavramla, Avrupa ve Asya’nın bütün coğrafyasını tanımlamıştır. Avrasyacılık anlayışı 1920’li yıllarda ortaya çıkmıştır. Rusya’da bu terim ilk defa coğrafyacı V. İ. Lamanskiy (1833-1914) tarafından kullanılmaya başlanmıştır. Bu terim çok geçmeden jeopolitik teorilere de konu olmuş ve böylece Mackinder’in 1900 yılında geliştirmiş olduğu ‘Kalpgah Kuramıyla uluslararası ilişkiler disiplinine girmiştir. SSCB’nin dağılmasından sonra ise;  Rusya’da yeni arayışlar başlamış ve Yeni-Avrasyacılık düşüncesi işlerlik kazanmaya başlamıştır. Bu dönemde Bir Atlantikçi-Avrasyacı çatışması içinde olan Rusya, Yeni-Avrasyacı bir politika izlemiştir. Özellikle 2000 sonrası dönemde Rus dış politikasının ana teması haline gelmiştir.

İçeriğine bakacak olursak;

Avrasya’nın tek bir tanımını yapmak olası değildir. Avrasya’nın tanımı üzerinde bugüne kadar, Avrasyacı siyasi bilimciler uzlaşabilmiş de değildir. Zira Avrasya’nın tanımı yapan düşünürler, ülkelerin jeopolitik ve dış politik amaçlarının örtüşmemesi, farklı ve çeşitli olması nedeniyle ortak bir tanım üzerinde karar alamamışlardır.(Özder,2013:66)

Zbigniew Brzezini’nin Avrasya tanımına bakacak olursak, Avrasya terimi; geniş anlamıyla Avrupa ile Asya kıtalarının birskleşim noktasını, dar anlamda da Asya’nın batısı ve Avrupa’nın doğusunda kalan ve jeopolitik teorilerince dünyanın merkezi olarak görülen bölgeye verilen bir adlandırmayı ifade etmektedir. Genel itibarıyla Doğu ve Güneydoğu Avrupa-Rusya-Kafkaslar-Orta Asya çizgisinde ifade edilen bu bölgeye Türkiye ve Ortadoğu da dâhil edilebilir.(İşyar, 2013:4-5)

Brzezinski, Avrasya’da etnik çekişmelerin, büyük güçlerin bölgesel rekabetinin bulunduğunu varsaydığı bir bölgeye “Avrasya Balkanları” demektedir. Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Özbekistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan ve Afganistan dâhil dokuz ülke bu bölgeyi teşkil etmektedir. Bölge üzerinde Rusya, İran ve Türkiye’nin etkilerinin bulunduğu belirtmektedir.(Sandıklı,2011:10)

Belirtilen bölgeyi esas alarak, tarihsel işleyiş, düşünsel ve sosyo-kültürel yapı gibi unsurlardan da yararlanarak geliştirilmiş olan ve jeopolitik teorilerin ulaştığı sonuçları da birer veri olarak kullanan Avrasyacılık, genel itibarıyla Rusya ile ilişkilendirilen ve bu ülkenin içselleştirdiği emperyal projenin yansıması olarak görülen bir bölgeselleşme girişimi olarak betimlenmektedir. (Tüysüzoğlu,2013:299)

Siyasi Avrasya üzerine araştırmalar yapan Ali Kulebi, “Avrasya Neresi” sorusuna şu şekilde cevap vermektedir: “Bu sorunun belki on değişik tarifi yapılabilirse de tariflerin her biri, tarifi yapanın milliyeti, tarihsel ve siyasal bakış açılarıyla da genelde göreceli kapsam ve tanımda olacaktır”. Bu bağlamda Kulebi, genelden ayrıntıya giderek öncelikli olabilecek kademeli Avrasya tariflerini şu şekilde sıralar:

  1. Atlantik’ten Pasifik’e, Lizbon’dan Vladivostok’a uzanan, yani Avrupa ve Asya’nın tamamını veya büyük kısmını kapsayan bölge,
  2. Ural Dağları eksen alındığında, bunun batı ve doğusunda kademeli olarak uzatabilecek bölge,
  3. Çekirdek olarak Türk (Turan) ve Slav unsurların asırlardır yaşadığı (Türklerin, Moğolların, Slavların, Macarların, Finlilerin, Çinlilerin) bölge,
  4. Dar anlamda ve bizim için Türkî Devletlerin, Türk unsurların bulunduğu Türk Dünyası olarak tanımlanabilecek bölge olarak nitelendirilebilir”.

Avrasyacıların gerçekliği mekân ve tarih üzerine kurulmuştur, denilebilir. Akımın ismi olan “Avrasyacılık” bile bize düşüncenin temel gerçekliğinin mekân olduğunu göstermekte ve mekânla düşünmek Avrasyacılığın en belirgin özelliği olarak karşımıza çıkmaktadır.

Avrasya, tarih boyunca toplumların hakimiyet mücadelesine şahit olan ve döneminin güçlü devletleri tarafından öncelikle ele geçirilmeye çalışılan bir coğrafyadır. Ayrıca, eski dünyanın merkezi olan Avrasya, tüm büyük dinlerin ve kadim felsefelerin ortaya çıktığı bir bölgedir. (Özder,2013:67)

Yeni Avrasyacılık ise SSCB’nin dağılmasına paralel olarak Rusya’nın ciddi bir kimlik bunalımı ve siyasal yönelim belirsizliği içerisine girdiği bir dönemde ortaya çıkmıştır. Bu bakımdan Klasik Avrasyacılık düşüncesinin ortaya çıktığı dönem ile Yeni Avrasyacılık anlayışının parladığı zaman dilimlerinin simetrik olduğu söylenebilir. Yeni Avrasyacılar, Avrasya Medeniyetinin Rusya tarafından sahiplenilmesi gerektiğini kaydetmekte ve Rusya’nın geleceğini Batı içerisinde değil bütüncül bir Avrasya bölgeselleşmesinin oluşumunda görmektedir.(Tüysüzoğlu,2013:300-301)

 

Yeni Avrasyacılık akımının en önemli ismi olarak bilinen Alexander Dugin, Rusya’nın da içerisinde yer aldığı Avrasya coğrafyasını kara medeniyetinin merkezi olarak görür. “Dugin’e göre çok büyük bir kıtasal mekânı işgal eden Avrasya, kadim medeniyetlerin beşiği ve bilinen eski dünyanın birikimine sahip olması özellikleriyle bugünün küresel dünyasına meydan okuyacak bir jeopolitik düzlemi temsil etmektedir. Rusya devasa mekânsal kütlesiyle Avrasya kıtasının kalpgah’ında tarihsel bir güç olarak ortaya çıkmaktadır. Avrasya, kendi içinde potansiyel Avrasyacı güçleri de barındırmaktadır ama Dugin’e göre bu güçlerin hiçbiri Rusya olmadan Avrasya jeopolitiğini kendi lehlerine kullanma yetisine sahip değildir. Bu noktada tarihin Rusya’ya yüklediği misyonun yerine getirilebilmesini öneren Dugin, Anglo-Saxon Atlantikçi küreselleşmenin alaşağı edilmesini, Rusya (Heartland) ile diğer Avrasyacı kıyı güçlerin (Rimland) işbirliği yapması şartına bağlamaktadır.”(Sandıklı,2011:11)

Alexander Dugin’in Rus Dış Politikası’na egemen olan çok kutuplu sistemik anlayışın oluşumunda önemli bir payı olduğundan söz edilebilir.

Sonuç olarak; Avrasya, farklı noktalara vurgu yapan pek çok tanıma konu olan bir coğrafyadır. Avrasya’nın çok boyutlu ve derin bir tartışmanın odağında olmasının tek sebebi kapsadığı coğrafi alanın büyüklüğü değil aynı zamanda uluslararası siyaset, ekonomi ve enerji kaynakları bakımından taşıdığı önemdir.

Avrasya, jeopolitik ve jeostratejik öneminden dolayıdır ki geçmişten günümüze gelinceye kadar uluslararası siyaset ve ekonomide belirleyici bir güce ulaşmış olan ve ulaşmak isteyen ulusların ortak ilgi alanı olmuştur. Bu sebeple Avrasya bir coğrafi adlandırmadan çok daha fazlasını ifade etmektedir.

Bu makale Ceyda KURT tarafından kaleme alınmıştır.


KAYNAKÇA

İşyar,Ömer Göksel, Avrasya ve Avrasyacılık, Dora yayınları, Bursa.

Özder, Adem ”Avrasya kavramı ve Önemi” Avrasya İncelemeleri Dergisi (AVİD)

Sandıklı,Atilla “jeopolitik ve Türkiye Riskler ve Fırsatlar” Bilgesam yayınları, Ankara.

Tüysüzoğlu,Göktürk ”Milenyum Sonrası Türk Dış Politikası: Yeni Osmanlıcılık ve Türk Avrasyacılığı Ekseninde İnşa Edilen Bir Pragmatizm” Alternatif Politika, Cilt 5, Sayı:3

] }

AKADEMİK KAYNAK
 

 TR